Bize Ulaşın: +90 555 015 51 61
 

BOŞANMA DAVASI AÇILMASI VE SONUÇLARI

                                                    Av. Yaşar ÖZTÜRK

Makalenin son güncellenme tarihi: 25/04/2020

Evlilik,  eşlerden birisinin Türk Medeni Kanunu’nda boşanmak için sayılan sebeplerden dolayı boşanma talepli olarak mahkemeye başvurması ve yapılacak yargılamada hakimin de bu sebeplerin varlığına kanaat getirmesi neticesinde boşanma ile son bulur.

Türk Medeni Kanunu’nda Çekişmeli ve Anlaşmalı boşanma davası olmak üzere iki şekilde boşanma yolu öngörülmüştür. Bu makalemizde Çekişmeli boşanma davasını ele alacağız.

Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.  Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır.

Boşanma sebebi ispatlanmış olursa,  hâkim  boşanmaya veya ayrılığa karar verir.Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez. Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir. Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir. Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.  Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer. Ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur.

Çekişmeli Boşanma sebeplerinden biriyle açılmış bulunan boşanma davasının mahkemece reddedilmesine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde,   ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır. Bu durumda eşlerden birinin istemi üzerine mahkemece boşanmaya karar verilir. 

Fiili ayrılık nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için ise, reddedilen boşanma davasının kesinleşmesi tarihinden sonra itibaren üç yıl içerisinde tarafların müşterek hayatı yeniden kuracak şekilde bir araya gelmemesi gerekmektedir

 

TÜRK MEDENİ KANUNU’NDA ÇEKİŞMELİ BOŞANMA SEBEPLERİ

1-) EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI

Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı  hükmü uygulanmaz.

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

 

2-) HAYATA KAST, PEK KÖTÜ VEYA ONUR KIRICI DAVRANIŞ

Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

 

3-) TERK

Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise;  terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

 

4-) SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

 

5-)  AKIL HASTALIĞI

Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.

 

6-) ZİNA

Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.


BOŞANMADA TAZMİNAT VE NAFAKA

1-) MADDÎ VE MANEVÎ TAZMİNAT

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

 

2-)YOKSULLUK NAFAKASI

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.


3-)TAZMİNAT VE NAFAKANIN ÖDENME BİÇİMİ

Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.  Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.

İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.

Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

 

BOŞANMA DAVALARINDA HAKİMİN KANAAT VE TAKDİRİ

Boşanma davalarında, hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re'sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz.

Boşanma davalarında, âkim, kanıtları serbestçe takdir eder. Boşanma veya ayrılığın fer'î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.

 

 

BOŞANMA DAVALARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Çekişmeli boşanma davalarında, boşanma sebeplerinin kişiye özel sebep olmasından dolayı, boşanma sebebi, deliller ve tazminat, nafaka gibi taleplerin dava açılmadan önce hukuken değerlendirilip iyice gözden geçirilmesi, davanın açılacağı görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi gibi usul ve esasa ilişkin konular önem arz etmektedir.

Boşanma davaları genellikle karı koca arasındaki kapalı duvarlar arkasında kimsenin şahit olmadığı mahremiyet içeren sorunlardan veya eşlerden birinin üçüncü kişilerle olan münasebetlerinden kaynaklanan sorunlardan kaynaklandığı için çok az sayıda delilin olduğu davalardır. Eşler arasındaki boşanma sebeplerinin ispatı daha da ince ayrıntıları içeren hukuki bir çalışma gerektirmektedir. Dolayısıyla, boşanmanın somut delillerinden hareketle gerçeklerin ve haklılığın ispat edilerek boşanmanın diğer eşin kusurundan kaynaklandığının ispat edilmesi gerekir.

 

Boşanma davasındaki haklılığın ispatı, dava neticesinde verilecek hükümde tesis edilecek nafaka ve maddi ve manevi tazminat yükümlüsünün hangi taraf olacağı ve miktarı açısından belirleyici olacaktır. Bu nedenlerle, haklı iken haksız duruma düşmemek için telafisi mümkün olmayacak hak kayıplarının önüne geçilmesi için boşanma davasında dava dilekçeleri ve mahkemedeki yargılama sürecinde bu dilekçelerdeki iddiaların ispatı sürecinin işin uzmanı avukatlara takip ettirilmesinde hukuki yarar vardır.


Siz de hukuki sorunlarınızla ilgili olarak ÖZTÜRK HUKUK & DANIŞMANLIK BÜROSU’nun alanında uzman avukatlarına, telefonla iletişime geçerek, e-mail veya 0555 015 51 61 numaralı telefon üzerinden WhatsApp üzerinden yazışma ile veya hukuk büromuza gelerek yüz yüze görüşme yaparak danışabilirsiniz

 

 

Web Sitesi Hukuki Uyarı Metni
Bu sitede bulunan her türlü bilgi, yazı ve yapılan açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır. Reklam amacı taşımaz. Bu nedenle, haksız rekabet yaratıldığı şeklinde algılanmamalı ve yorumlanmamalıdır. Ziyaretçiler ve Müvekkillerin, Sitede yayımda olan bilgiler nedeniyle zarara uğradıkları iddiası bakımından Hukuk Büromuz herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.